Menü

 

AY

 

(KAMER, DİANA, LUNA, SELENE)

 

 

 

Dünya gezegeninin uydu gezegenidir. Çapı 3472 kilometredir. Dünyadan 400.000 kilometre uzaktadır, yani dünyaya en yakın gök cismidir. Dünya ile Ay, Plüton ile Charon’a benzer, ikiz yıldız gibidir. Kendi ışığı yoktur, güneşten gelen ışıkları yansıttığı için parlar. Ayın yoğunluğu dünyanınkinden daha düşüktür.

 

Ayın oluşumu hakkında belli başlı üç kuram ileri sürülmüştür: İlk kurama göre, ilk oluşumu sırasında dünya dönerken kendisinden bir parça kopmuş ve bir yörünge edinerek uydu haline dönüşmüştür. İkinci kurama göre Ay tek başına bir gezegenken ve dünyaya yakın bir yerden geçerken dünya tarafından çekim gücüyle yakalanmış ve dünyanın uydusu haline gelmiştir. Üçüncü kurama göre ise dünya ile bir başka gezegen çarpışmış, kopan parçalar gaz bulutu halinde bir araya gelip dünya çevresinde dönmeye başlamıştır.

 

Dünya etrafında dolanım süresi 27,3 gündür. Ancak ayın bir dolunaydan diğer dolunaya geçişi (veya bir hilalden sonraki hilale geçişi arasındaki süre 29,5 gündür. Dünya ile ayın ortak bir ağırlık merkezi çevresinde birlikte döndüğü de söylenmiştir. Ayın hilalle başlayan yavaş yavaş dolarak önce yarım ay, sonra da dolunay olan, sonra tekrar azalarak yarımay ve hilal olan evreleri bulunmaktadır. Ay-insanlarının sevgi, aşk, iyimserlik gibi duyguları ile bedensel güçleri yani hareketlilikleri de, ayın hilal halinde çok düşük derecede iken, dolun halinde en yoğun seviyesine ulaşır, sonra tekrar zayıflamaya başlar. 

 

Ay dolunay evrelerinin bazısında dünyanın gölgesine düşer ve ay tutulması oluşur. Tutulma sırasında ayın yüzeyi süratle soğur. Dünyaya en yakın olduğu (yerberi) zaman daha hızlı, yeröte olduğu zaman daha yavaş hareket eder.

 

İlginçtir ki başta koyun ve keçi cinsi olmak üzere eti yenen hayvanlar da hilal-dolunay devresinde besili hale gelir, bu dönemde kesilen hayvanların eti lezzetli olur; dolunay-hilal devresinde ise kilo kaybetmeye başlarlar, bu devrede kesilen hayvanların eti lezzetli olmaz. Bu nedenle ABD’de kasaplık hayvanların kesimi hilal-dolunay devresinde, dolunaya yakın günlerde yapılmaktadır.

 

Ayın kendi etrafında dönme süresi, dünya çevresinde dolanım süresine eşittir, bu yüzden hep aynı yarıküresi dünyaya dönük olur.

 

Ay-insanlarının da görünen dünyalarının arkasında göstermedikleri değil görünmeyen bir dünyaları vardır, görünmeyen dünyalarını kendileri de çoğunlukla çözememektedirler. Dünyadan görülebilen kısmı, toplam yüzeyinin yüzde 59’udur. Ay yavaş bir şekilde sağa sola sallanıyor gibidir. Yürürken Ay-insanlarında da bu durum gözlenir.

 

Ayda atmosfer yok denilecek kadar azdır, dolayısıyla su da yoktur, yine dolayısıyla ay bize olduğu gibi görünür. Ay-insanları da çevrelerine oldukları gibi görünürler, rol yapmayı beceremezler, ancak ayın evrelerine göre farklılaşma eğilimi gösterdiklerinden olduklarından farklı görünüyormuş gibi algılanabilirler.

 

Ayda çok sık zaman aralıklarıyla hafif depremler görülür. Ay’dan getirilip incelenen taşların tamamı volkaniktir. Ayda manyetik alan belirlenememiştir, ancak dünya okyanuslarında gelgit (med cezir) olaylarına sebep olacak kadar kuvvetli bir çekim gücüne sahiptir. Ay-insanlarından olan Yengeç-insanları da yeteri kadar çekici ve cazibelidir. Bu da geçmişte Ay’da manyetik alan varken, sonradan bunun yok olduğunu düşündürmektedir. Ay’daki kraterlerin ve deniz görünümlü ovaların oluşumu, milyarlarca yıl önce meteorların Ay’a çarpması veya volkanik hareketler sonucu oluştuğu hakkında değişik varsayımlar vardır, “ancak oluşumu sırasında komşularına hiç zarar vermemiştir.”

 

Ay, dünya sakinleri için gökyüzündeki en şahane cisim. Bu nedenle de, ilahi dinlere inanmayanların, güneşten sonra tapındığı ikinci varlık. Bu tapınım bazı ülkelerde hala sürüyor. Ancak Hazreti İbrahim’in deyimiyle batıyor ve batan şeyler ilah olamaz.

 

Ay’da ilk yürüyen Neil Armstrong, Ay üzerinde sürekli üs konusunda şöyle diyor: “Bazı bakımlardan Ay’ın Antarktika’ya göre daha misafirperver olduğu bile söylenebilir. Fırtınalar yok, kar yok, şiddetli rüzgârlar yok, tahmin edilemeyen hava koşulları yok. Bana kalırsa Ay çalışmak için en uygun yer, hatta Dünya’dan bile.”  Patrick Moore ise ekliyor : “Ay keşfedildi, tamam. Ancak ben her şeye rağmen Ay’ın, büyüsünden hiçbir şey kaybetmediğini düşünüyorum.”

 

 Astrolojik anlamda Ay’ın madeni GÜMÜŞ, uğurlu günü PAZARTESİ, uğurlu sayıları 2, 12 ve 22’dir. Uyumlu ve yararlı taşları Aytaşı, Kristal Kuvars, Pembe Yakut, İnci ve Yeşim, uyumlu renkleri gümüş, beyazımsı gri, açık pembe, viyolet (mor), fildişi ve krem,  uyumlu çiçekleri inci çiçeği, ful, nilüfer, beyaz zambak, beyaz gül, beyaz sümbül ve mor sümbül, uygun kokuları ise müge, menekşe, beyaz leylak ve vanilyadır.

 

Astroloji bakımından YENGEÇ (22 Haziran – 22 Temmuz) burcunu etkilediği düşünülmektedir. Ancak 1-10 Nisan, 1-10 Haziran, 14-22 Kasım ve 1-10 Mart günlerinde doğanlarla yükselen burcu Yengeç olanlar da, özelliklerinin bir kısmını Ay’dan alırlar. 

 

Ay, etkilediği burç insanlarına öncelikle derin duygular, aile ve yuva sevgisi verir. Değişik moralli olma, hisler arasında bocalama, kararsızlık, gizli veya gizemli duygular ve düşünceler, bilgi ve izlenim biriktirme, bilinçaltı eğilim, kuvvetli bellek (hafıza), anne ve kadın sevgisi, verimlilik (umutla kurulan ve sevilerek emek verilen işin başarıya ulaşması), çekicilik, çılgınlık da verdiği diğer özelliklerdir.

 

Ay insanlarının en hassas organı mideleridir. Mideleri kolay hastalanır. Hatta "Mide ağrılarınız yediklerinizden değil, sizi yiyip bitiren şeylerden dolayıdır" sözü Yengeç insanları için söylenmiş olabilir.

 

 

Hasan KOCABAŞ

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş;
Copyright © 2015 hasankocabas.com.tr Online Kullanıcı : 7 | Bu Günkü Ziyaretçi : 261 | Toplam Ziyaret : 486,912

                      ortakfikir tasarım ofisi