Menü

 

JÜPİTER

(MÜŞTERİ, ERENDİZ)

 

 

Marstan sonraki gezegendir. Güneş etrafında dönüş hızı saniyede ortalama 13 kilometredir. Güneşe uzaklığı ortalama 777 milyon kilometre (günberi noktasında 740, günöte noktasında 815 milyon km)’dir. Yörüngesini dolanım süresi 11,9 dünya yılıdır. Kendi çevresinde (eksensel) dönmesini 9 saat 50 dakikada tamamlar. Ekvatorunun çapı 143.000 kilometredir, kutuplardan basıktır. 

 

Görünümü çok parlaktır. Onu parlaklıkta ancak Venüs, bazen da Mars gölgede bırakabilir. Parlaklığını büyüklüğüne borçludur.  Görünüm güzelliği ve cazibe yönünden de önceliği Venüs ‘Boğa ve Terazi’, ikinciliği ise Mars ‘Koç ve Akrep’ ile Jüpiter ‘Yay ve Balık’ insanları alır.

 

Jüpiter tam anlamıyla katı değildir, yüzeyinin yapısı gazlıdır, baktığımızda gördüğümüz de üst katmanlardaki bulutlardan başka şey değildir. Gezegenleri gibi Jüpiter insanları da ‘Yay ve Balık’ önemli ölçüde uçuk ve hayalperesttir, bu yüzden de yaratıcıdırlar; aynı zamanda gezip dolaşmayı severler, bu Yay’da yeni yerler görmeye yönlendirirken, Balık’ta bir hayalden diğerine dolaşmayı sonuçlar; aynı zamanda iç âlemleri de kolay kolay anlaşılmaz, bir sır perdesinin arkasına gizlenirler.

 

Jüpiter hacimsel olarak dünyanın 1300 katı büyüklüğündeyken, ağırlık bakımından dünyanın yaklaşık 318 katıdır.  Güneş sisteminde bir Dünyalının kendini, rahatsız edecek derecede ağır hissedeceği tek gezegen Jüpiter’dir. Bu nedenle de Jüpiter-insanları çok koşuşturmalarına karşılık ev işlerinden ve çalışmaktan hoşlanmazlar.

 

Jüpiter’in, kendi iç enerjisi de bulunmaktadır; zira güneşten aldığı enerjinin 1,7 katını yansıtır. Bu da yavaş yavaş yoğunlaştığını, yoğunlaşırken de ürettiği fazla enerjiyi yansıttığını göstermektedir.

 

Jüpiter-insanları da, haksızlığa karşı mücadelede, sosyal içerikli faaliyetlerde, hayal ve düş gücünü çalıştırmakta, yeryüzünde veya hayal âleminde dolaşmakta, serüvenlere atılmakta enerjiktirler.

 

Gezegenin yuvarlağı üzerinde dönen sarımtırak, üzerinde koyu lekeler bulunan bir kuşak bulunmaktadır. Bu kuşak gezegene ayrı bir güzellik vermektedir. Ancak bu kuşak çok ince ve koyu renkli olduğundan dünyadan çıplak gözle görmek mümkün değildir.

 

Gezegenin yapısında tesbit edilen en önemli gazlar amonyak (Azot ve Hidrojenden oluşur; renksiz, keskin kokulu ve göz yaşartıcı bir gazdır, yakıcı bir tadı vardır ve havadan hafiftir) ve metan (bataklık gazı olarak bilinir, karbon ve hidrojen bileşimidir, kapalı yerde kaldığında patlayıcı olduğundan madencilerin korkulu rüyasıdır) gazıdır. Jüpiter insanları da zaman zaman duygusal veya sinirsel patlamalar yapabilir, Yay-insanları keskin eleştirileriyle ve kırdıkları potlarla, Balık-insanları ise duygusal boşalmalarıyla karşısındaki insanın gözünü yaşartabilir; Balık-insanının zaten gözleri yaşarmaya meyillidir. Özellikle Yay insanları, dar veya kapalı yerlerde bulunmaktan hoşlanmazlar, geniş bir evde bile pencereleri açık tutarlar.

 

Atmosferinin % 89’u hidrojen ve ikinci derecede helyumdur. Sıvı hidrojenin üstünde 1000 km kalınlığında (içinde su buzu kristalleri de bulunan) bulutlar katmanı yer almaktadır.  Jüpiter-insanları da beğenmedikleri kişilere karşı buz kesilebilir; sıcak bir hava veya sıcak bir duygusal iletişim sonucu uçup gidebilirler.

 

Güney yüzeyinde bulunan büyük benek, Kızıl Benek olarak adlandırılmakla birlikte, beneğin rengi oldukça değişkendir. Kızıl Benek aslında Jüpiter’in hava durumunun yol açtığı dev bir kasırgadır. Uzay araçlarından çekilen fotoğraflar sonucu Jüpiter’in, sürekli korkunç fırtınaların görüldüğü, şimşeklerin çaktığı ve gök gürültülerinin duyulduğu son derece zalim bir dünya olduğu anlaşılmıştır. Tam da Zeus’a yaraşır bir dünya. Jüpiter-insanlarından Yay’da fırtınalı bir hayat, Balık’ta fırtınalı duygular ve hayaller, gezegenleriyle uyum oluşturmaktadır.

 

Jüpiter çevreye radyo dalgaları yaymaktadır ve çok güçlü bir manyetik alana sahiptir. Büyüklüğü ve manyetik alanlarıyla diğer gezegenlere tedirgi vermekte, onların sistem içi hareketlerinde bozulmalar oluşturmaktadır. Yay-insanları sürekli koşuşturarak şu iş niye olmadı, bu iş niye bu şekilde oldu yakınmalarıyla; Balık-insanları ise olaylara mantıksal açıdan değil duygusal yaklaşımlarıyla çevrelerindeki insanlarda tedirginlik oluştururlar.

 

Jüpiter yalnız değildir, çevresinde dönen dördü büyük birçok uydu gezegen bulunmaktadır.

 

Patrick Moore’un deyimiyle “Jüpiter, amatör bir gözlemci için gözlenmeye değer gezegenlerden biridir denebilir. Dış yüzey sürekli değişmektedir, birazdan ne ile karşılaşacağını kimse tahmin edemez.” Yay ve Balık-insanları da öyle değil mi? “Eskilerin, bu dev gezegene Tanrıların Kralı’nın adını vermeleri son derece yerinde bir davranış doğrusu.”

 

Astrolojik anlamda Jüpiter’in madeni TENEKE ve KALAY, uğurlu günü PERŞEMBE, uğurlu sayıları 3, 7, 46 ve 75’tir. Uyumlu ve yararlı taşları Turkuaz ve Lapis Lazuli, uyumlu renkleri mor menekşe, sıklamen, elektrik mavisi ve eflatun,  uyumlu çiçekleri mor menekşe, süsen, leylak, küpe çiçeği ve yıldız çiçeği, uygun kokuları ise menekşe, çam, elma çiçeği ve güldür.

 

Astroloji bakımından güçlü olarak YAY BURCU (23 Kasım – 22 Aralık) dönemini, ikinci derecede BALIK BURCU (19 Şubat – 20 Mart) dönemini yönetir. Ayrıca yükselen burcu Yay veya Balık olanlarda, yine 1-10 Ağustos arasında (ASLAN) ve 11-20 Nisan arasında (KOÇ) da etkileri bulunmaktadır.  Fakat asıl Jüpiter insanları YAY-insanlarıdır. Jüpiter, neş’e bolluk ve zenginlik yıldızıdır. Ayrıca etkilediği burç insanlarına güçlü bir iyimserlik, şaşırtıcılık, dini inanç, filozofi, adalet duygusu, övünme, cömertlik, merhamet, güler yüzlülük, işleri genişletme ve büyütme nitelikleri verir. Diğer yıldızlardan sert etki aldığı durumlarda müsriflik, zevklere düşkünlük, oburluk, kumar merakı, aşırılık,  yerli yersiz övünme, hareketlerde kabalık, başkalarını küçümseme, aşırı para sevgisi, sorumsuzluk, duygusuzluk özellikleri verir.

 

Sağlık bakımından Jüpiter, karaciğeri, kalçaları, bacak üstlerini, dalağı, damarların bir kısmını ve koklama duyusunu temsil eder. Hastalıkların çabucak iyileşmesini de temsil eder. Jüpiter-insanları karaciğeri yoracak ağır yiyecek ve içeceklerden, yağlı yemeklerden sakınmalıdır.

 

Hasan KOCABAŞ

 

 

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş;
Copyright © 2015 hasankocabas.com.tr Online Kullanıcı : 5 | Bu Günkü Ziyaretçi : 259 | Toplam Ziyaret : 486,910

                      ortakfikir tasarım ofisi