Menü

 

 

KORUNMUŞ TAVAN

 

 

 

 

 

Enbiya suresinin 32. ayetini çoğumuz biliriz. Kâinatın Yaratıcısı şöyle buyurur: “Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık, onlar ise bunun (gökyüzünün) ayetlerinden yüz çeviriyorlar.”

 

Birçok yorumcu “korunmuş tavan” terimini atmosfer olarak kabul etmiş ve “dünyanın koruyucu tavanı” anlamı yüklemiş, buna karşı da Hristiyan misyonerlerce “mahfuzan” kelimesinin etkin değil edilgen (ismi fa’il değil ismi mef’ul) bir kelime olduğu belirtilerek, ayetin mucize kabul edilmesiyle ilgili alaycı eleştiriler getirilmiştir.

 

Oysa asıl mucize “koruyucu tavan” değil “korunmuş tavan” terimindedir.

 

Herkes bilir ki “tavan” kelimesi altta bulunanı koruyucu işleve sahiptir. Bu anlamda atmosfer dünyanın koruyucu tavanıdır. Evin tavanının yağmurun, karın, taşın, tozun evin içine girmesini önlemesi gibi, dünyanın en yakın tavanı olan atmosfer de dünyaya ulaştığında çok fazla zarar verecek olan asteroitlerden, meteorlardan, elektromanyetik dalgalardan, uzayın dondurucu soğuğundan, güneş dâhil yıldız patlamalarıyla yayılan parçacıklardan dünyamızı korur.

 

Tavan bir başka görev daha yapar, evin içinden yukarıya doğru gidişi de engeller.

 

Nasıl ki atmosfer, dışarıdan atmosferi yararak dünyaya ulaşmaya çalışanları yakıcı / eritici bir etkiye sahipse, dünyadan uzaya gitmek isteyenleri de yakıcı / eritici etkiye sahiptir. Uzaya gönderilen araçlar bu nedenle teflon gibi ateşe dayanıklı maddelerle kaplanarak yolculuğa başlatılmaktadır. Şeytanlar ve cinler ise ateşten yaratıldıkları için yanmaktan en fazla korkan varlıklardır.

 

Atmosfer, dünyadan uzaya doğru 5 asıl ve 2 ek katmandan oluşmaktadır.

 

Gazların en yoğun olduğu ilk katman Troposfer, 9 ile 17 kilometre arasında değişen kalınlığa sahiptir. Meteorolojik tüm faaliyetlerin meydana geldiği katmandır.

 

İkinci katman Stratosfer yalnızca yatay rüzgârların bulunduğu 50 kilometre kalınlığındaki tabakadır. Ozon gazlarının bir kısmı da bu katmanın üst bölümlerinde bulunur.

 

Üçüncü katman 80 kilometre kalınlığındaki Mezosfer tabakasıdır. Kendi içinde Ozonosfer ve Kemosfer tabakalarından oluşur. Küçük çaplı göktaşları bu tabakada eriyerek buharlaşır. Güneşten yayılan zararlı ultraviyole ışınlarının alt katmanlara geçişi de bu katmanda engellenir.

 

Dördüncü katman olan Termosfer yaklaşık 500 kilometre kalınlığındadır. Gazların iyonlaştığı tabakadır.

 

Beşinci katman olan Ekzosfer, az miktarda hidrojen ve helyum atomlarından oluşmaktadır. Kesin sınırı belli değildir. Yerden yaklaşık 10.000 kilometre yüksekliğe kadar ulaştığı tahmin edilmektedir. Dünyanın tamamını saran atmosferin son katmandır.

 

Altıncı oluşum İyonosfer katmanıdır. Dünya atmosferinin dış kuşağıdır. Kalınlığı zamana ve mevsime göre değişiklik gösterir. Elektromanyetik dalgalar için yansıtma veya ışıma eylemlerini düzenler. Aynı zamanda da dünyadan yükselen elektromanyetik dalgaların bir kısmını geri yansıtır. Radyo ve haberleşme bu suretle sağlanır.

 

Yedinci katman Manyetosfer tabakasıdır. Mıknatısküre veya Çekimküre adıyla da bilinir. Bu bölgeye Van Allen Kuşağı adı da verilmektedir. Dünyayı tümüyle çevrelemeyen kuşak iki bölümden oluşmaktadır.

 

Gelelim koruyan tavanın aynı zamanda korunmuş olmasına:

 

 

 

 

Atmosferi koruyan ilk etmen atmosferden sayılmayan Van Allen Kuşaklarıdır. Dünyanın manyetik alanının oluşturduğu Manyetosfer (Van Allen Kuşakları) dünyanın bir nevi Auarasıdır. Dünyanın merkezindeki demir ve nikel gibi ağır metallerin, yerküre çekirdeğinin hareketleri neticesinde oluşan mıknatıslanma ile oluşur. Dünyanın on binlerce kilometre üstündeki bu kuşaklar, Güneş rüzgarlarından ve uzaydan gelebilecek diğer öldürücü / yok edici enerji ve partiküllerden hem atmosferi, hem de yeryüzündeki canlıları korumaktadır. Kutup Işıması denilen olay da bu katmanda oluşmaktadır.

 

Van Allen Kuşakları, tıpkı ağını kurmuş bir örümceğe benzer. Dışarıdan geleni yakala ve temizle (yok et veya dışarıda tut).

 

Ancak Ankebut suresinin 41’nci ayeti dikkate alınırsa bu koruyuculuk, Sünnetullah ölçüsündedir. Eğer Allah (CC) ağın parçalanmasına, koruma kalkanının görevini yapamaz hale gelmesine karar verirse, uzaydan yola çıkanlar yeryüzüne yine de ulaşacaktır. Surede helak edilen kavimler anlatıldıktan sonra 41. ayette şöyle buyurulur: “Allah'tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!”

 

Evrenin bir yerlerinde bir yıldızın ömrü sona erer ve patlar (Nova, Süpernova, Hipernova, Gamma Işın Patlaması...). Patlama sonucu hem enerji, hem de enerji önünde sürüklenen madde parçacıkları uzaya savrulur ve dalgalar halinde uzayda ilerler. Bu enerji ve parçacıklar, o kadar güçlüdür ki rastladıkları yıldızları veya gezegenleri parçalayabilir. 

 

Bu nedenle uzayda ilerleyen enerjinin ilk temasıyla yıldızlar ve gezegenler, içsel enerjilerini dışa doğru yayarak bir enerji kalkanı oluşturur ve kendilerine çarpacak enerji bombardımanından korunmaya çalışırlar. Satürn ve dünyamızın kutup bölgesinde açıkça görülen bu enerji kalkanına kutup ışıması, ışıma, aura gibi adlar verilmektedir.

 

Atmosferi koruyan ikinci etmen dünyanın büyüklüğü ile güneşe ve diğer gezegenlere olan uzaklığıdır. Olması gereken büyüklükte yaratılmış ve olması gereken uzaklıktaki bir yörüngeye oturtulmuştur.

 

Atmosferi koruyan üçüncü etmen dünyanın uydusu olan Ay’dır. Ay, dünyanın koruyucu muhafızı gibidir. Dışarıdan gelen etkileri, güçlü çekim gücüyle kendisine çekmekte, birçok tehlikeli meteor veya elektromanyetik dalganın dünyaya ulaşmasını ya bertaraf etmekte yahut hafifletmektedir.

 

Dünya atmosferini koruyan dördüncü etmen Dövülmüş Bilezik adı verilen Asteroit Kuşağıdır. Bir bilezik gibi, bir zincir gibi ilk 4 gezegeni kuşatmış ve koruma altına almıştır. Uzaydan güneş sistemine giren göktaşlarının çoğunluğu bu bantta tutulmakta ve bu yörüngede ikamete mecbur edilmektedir. Üstelik bu koruma yalnızca dünyaya değil, Ay’a, Venüs’e, Mars’a, Merkür’e de yöneliktir.

 

Bilinen en güçlü, en geniş koruma kalkanı ise Kuiper Kuşağıdır. Güneş’i ve Güneş sistemindeki ilk 8 gezegenin korunmasında çok önemli bir yeri bulunmaktadır.

 

 

YA SONRASI?

 

Koruma kalkanları ve gezegenler bu kadar mı? Bu kadar dersek Yusuf Suresini yadsımış oluruz.

 

Sonrasını bir başka yazıda anlatmaya çalışalım.

 

 

Hasan KOCABAŞ

 

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş;
Copyright © 2015 hasankocabas.com.tr Online Kullanıcı : 5 | Bu Günkü Ziyaretçi : 260 | Toplam Ziyaret : 486,911

                      ortakfikir tasarım ofisi