Menü

 

 

TAŞLARLA NASIL TANIŞTIM?    

 

Taşlarla ilk tanışmam, Burçlarla ilgili araştırma ve inceleme yaparken gerçekleşti.

 

Her Burç veya gezegen, renk, biçim veya yararı bakımından bir veya birkaç değerli ya da yarı değerli taşla bağlantılı.

 

Bu konuda deneyimi olan kişilerden ve yazılı belgelerden bilgi toplamaya ve bilgisayarıma kaydetmeye başladım.

 

İnsanı şaşırtan psikolojik ve bedensel yararlar söz konusu.

 

Okuyorum, dinliyorum ve yazıyorum ama bunlara inandığım söylenemez. Bu nedenle de tüm şifa tabirlerinin sonuna “varsayılmaktadır” veya “iddia edilmektedir” yazmışım.

 

2001 yılı ortalarında, Bostancı semtindeki lojmanda, bir gece yarısı karın bölgemdeki şiddetli sancı nedeniyle hastaneye götürülüyorum ve kalp krizi teşhisiyle yoğun bakıma alınıyorum.

 

Tansiyonum 5’e 4.

 

Hekimler, tuzlu ayran ve ilaç veriyorlar yükseltebilmek için. Taburcu olduğum sırada tansiyonum 7’ye 5.

 

Şile’ye taşınıyoruz 3 – 4 aylığına, bir otele. Geçici de olsa temiz hava soluyacağız. Bir de düşük tansiyonun neden olduğu baş dönmeleri ve halsizlik olmasa.

 

Birkaç gün bu şekilde geçtikten sonra, bilgisayarıma kaydettiğim, taşlarla ilgili bilgiler geliyor aklıma. Düşük tansiyona çare olacak bir taş var mı acaba?

 

Açıyorum ve tek tek okuyorum taşların yararlarını. Hah, buldum işte. Bantlı kırmızı akik veya yosunlu akik taşının tansiyonu düzenlediği iddia edilmektedir yazıyor, notlarımda.

 

Denemenin ne zararı var. Şile’nin merkezine (çarşısına) çıkıyorum ve daha önceden tanıştığım, yaz sezonunda tezgah açan gümüşçü/taşçıdan kırmızı akik taşlı bir yüzük alıyorum. Yüzüğü aldığım Alpaslan bey ve eşi Dilek hanım, daha sonra yakın dostlarımız oluyorlar.

 

Bir hafta kadar sonra tansiyonum 12’ye 8 olarak sabitleniyor. Arada çıkarıp 10 – 12 saat takmayı unuttuğumda baş dönmesi tekrar başlıyor, ölçüyorum, tansiyonum düşmüş yine. Takıyorum ve yine normal seviyesine yükseliyor.

 

Yedi sekiz ay sonra, uzun süre takmasam bile problem oluşmuyor.

 

O günlerde kaldığım otelin resepsiyonuna bakan bir kız var, Özlem. Hemen her gün bizim daireye gelir, başım ağrıyor diye. Ya ağrı kesici ister, ya da okumamızı. (Kuranı Kerimden sure ve ayetler okumak da bir başka şifa kaynağı)

 

Bir gün “Özlem bir de senin baş ağrıların için taş araştırayım” dedim ve açtım bilgisayarı. Kaplangözü taşı çıkıyor karşıma, “baş ağrısını hafifletir” notuyla birlikte. Akrep burcunun da taşı Kaplangözü ve Özlem de Akrep burcu insanı. Birlikte gidiyoruz taşçıma. Kaplangözü taşlı bir kolye alıyoruz. Artık gelmiyor ağrı kesici istemek için. Gördükçe dua ediyor. Üç yıl sonra karşılaşıyorum Özlem’le, taşın etkisinin devam edip etmediğini soruyorum. Hiç çıkartmamış kolyeyi boynundan ve hiç ağrımamış başı.  

 

Bu iki olay, taşlar hakkında daha ciddi bir araştırma yapmaya sevk ediyor beni. 150 civarında yabancı siteyi tarıyorum, hem fiziksel özellikleri, hem de yararları yönünden.

 

Hediye ettiğim çeşitli taşların, kullanan insanlarda meydana getirdiği yarar da çalışma şevkimi artırıyor.   Ve taşlarla ilgili ilk kitabım doğuyor bu çalışmadan:   

 

 

Hasan KOCABAŞ 

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş;
Copyright © 2015 hasankocabas.com.tr Online Kullanıcı : 5 | Bu Günkü Ziyaretçi : 258 | Toplam Ziyaret : 486,909

                      ortakfikir tasarım ofisi